> Araç tutulmasından basit
  önlemlerle kurtulabilirsiniz...
  Haber ve bilgiler:
>HASTALIKLAR
> Sinüzit
> Burun kanaması
> Horlama ve Sleep Apne
> Boğaz ağrısı ve bademcik
> Akut Orta Kulak İltihabı
> Kronik Orta Kulak İltihabı
> Yüz Felci
> Baş dönmesi
> İşitme kayıpları
  Daha fazlası:
 
 
 
HORLAMA VE SLEEP APNE



HORLAMADA YENİ UFUK

Radyo-frekans dalgaları
Burun ve özellikle de ağız bölgesindeki darlıkların uykuda meydana getirdikleri gürültülü sese " horlama" deniyor. Boğazdaki dokuların aşırı büyük olmaları ( iri bademcikler ), yumuşak damağın sarkık ve küçük dilin büyümüş olması ve nefes alıp vermekle bunların titreşmesi, erişkinlerde en önemli horlama nedenleri arasında sayılıyor. Kırk yaşını geçen her dört erişkinden biri sürekli olarak horluyor. Bu da çok ciddi tıbbi ve sosyal problemler doğurabiliyor.Tabii sonuçda da horlama kurbanlarını, oldukça mutsuz bir süre de depresif bir yaşam bekliyor.

EVLİLİKLER TEHLİKEDE
Eşler, uykusuz gecelerden sorumlu tuttukları horlayan partnerlerini uyandırmak için büyük mücadele veriyorlar. Bu boğuşmanın fayda etmediğini göreen çiftler ise çareyi önce yatakları, sonra da odaları ayırmakta buluyor.Son senelerde horlamanın, en önemli boşanma nedenlerinin başında geldiğinin de altını çizmek gerekiyor.

CİDDİ PROBLEMLERİN HABERCİSİ
Horlama uyku esnasında nefes alıp vermenin durması şeklinde ortaya çıkan " Sllep Apne" nin ilk belirtisi olarak sayılıyor. Uyku apnesi ya da tıkayıcı türde horlama hastalığında, şiddetli horlamalar ancak kişinin nefes alamadığı kısa sürelerde kesiliyor. On saniyenin üzerindeki apne nöbetleri, saatte yedi defadan fazla olursa ciddi sağlık problemlerine yol açabilir. Solunumun tamamen durduğu bu durumlarda kandaki oksijen oranı düşüyür ve kalp, kanı daha çok pompalamak zorunda kalıyor. Bu da yüksek tansiyonun yanı sıra, kalpte ritm bozuklukarı ve kalp yetmezliğine yol açabiliyor

KİŞİSEL ÖNLEMLER ÇOK ÖNEMLİ
Horlamayı azaltmak için çoğu zaman kişisel önlemler yeterli olabiliyor.
* Kilo, horlamayı artıran faktörlerin başında geliyor. Çünkü kilo artışıyla birlikte ymuşak damak ve küçük dildeki yağ oranı da artıyor. Dolayısıyla fazla kilolardan kurtulmak çoğu zaman horlamayı azaltabiliyor.
* Alkol, kas kontrolünün kaybolmasına ve kaslarda gevşemeye yok açıyor. Bu yüzden özellikle akşamları çoğu zaman alkol alımından kaçınmak gerekiyor.
* Gevşeyen kaslar sırtüstü yatınca dilin arkaya kaymasına engel olmadığı için, yatağın baş kısmının yukarıda olmasına ve yan yatmaya dikkat edilmesi gerekiyor.
* Uyku ilacı ve sakinleştirici ilaç kullanmanın yanı sıra, aşırı yorgunluktan kaçınmak da horlamayı azaltıcı etkenler arasında sayılıyor.

NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURMALI
Horlamayı azlatmak için kişisel önlemlerin yeterli olmadığı durumlarda bir KBB uzmanına başvurlması gerekiyor. Her pozisyonda ciddi şekilde horlayan kişilerde, uykularında en az on saniye süren ve saatte en az yedi defa tekrarlayan apneli hastaların tedavisi zorunlu hale geliyor.
Muayene sırasında ağız ve boğaz bölgelerindeki anormallikler saptanıyor. Yapılan burun endoskopisi ile mevcut burun tıkanıklığının sebepleri aranıyor. Burada burun tıkanıklığının da horlamaya neden olabildiğinin altını çizmek gerekiyor. Dolayısıyla buru kemiğinde eğrilik, özellikle alerjik reaksiyonlara bağlı büyümüş burun etleri ve sinüzitin öncelikle tedavi edilmesi şart. Alerjik rinite bağlı büyümüş burun eti olan hastalara uygulanacak basit bir alerji tedavisi de horlamaya son verebiliyor.
Boğaz bölgesindeki anormalliklere bağlı horlama ve sleep apne, spesifik tedavi gerektiriyor.

NEDEN SOMNOPLASTİ?
Klasik cerrahi yöntemlerinin ve lazerin başarı oranının % 70 lerde kalması ve ameliyat sonrası ağrıların bazan 1 aydan fazka sürmesi, bilim adamlarını yeni tetkikler yapmaya itiyor. Bu çalışmaların sonucunda ulaşılan son nokta olan somnplasti, son derece ağrısız, sızısız ve en önemlisi kansız bir şekilde hastayı sorununda kurtarıyor.
Ameliyat yapıldıktan 1 saat sonra hasta yemeğini yiyebiliyor, hatta işine ya da okuluna devam edebiliyor. ABD'de San Fransisco yakınlarındaki Stanford Tıp Fakülte'sinden Prof. Dr. Powell, 1996'dan beri yukarıda saydığımız niteliklere cevap veren radyofrekans dalgalarıyla horlama tedavisini gerçekleştiriyor.

SOMNOPLASTİ NEDİR
İstenilen bir bölgede doku hacmini azaltmak için radyofrekans dalgalarının ısıtma özelliğinden faydalanılarak yapılan somnoplastide, 300 ile 1000 Khz arasındaki radyofrekans dalgaları sinir uçlarına zararvermeden ymuşak dokuda bir hipertermi
( yüksek ısı ) meydana getiriyor. Düşük güçde, alçak voltajda ve ortalama 75-85 derece kulanılan somnoplasti, ymuşak damak ve küçük dile bağlı horlamalarda kullanılan hızlı, basit ve etkili bir cerrahi metod olarak tanımlanıyor. Yumuşak damak mukozası altına uygulanan radyofrekans dalgaları koagülasyon meydana getiriyor. Dha sonra hücre ölümü, yani nekroz oluşuyor, ardından yumuşak damak hacmi azalıyor.Oluşan bu nekroz alanlar, 4-6 hafta içinde yok oluyorlar ve yerlerini skar dokusuna bırakıyorlar. Böylece yumuşak damakta bir gerilem ve sertleşme meydana geliyor. SONUÇ OLARAK Horlama tedaviisnde maalesef mucize tedavi yöntemi bulunmuyor. UPPP ya da lazer yöntemlerinde başarı oranı en iyimser istatistiklerde yüzde 70- 75'lerde bulunuyor. Ağrı ve kanama risklerinden dolayı lazerde ikinci seans, hastalara oldukça zor öneriliyor. Horlama, savaşılan, mücadele edilen bir düşman olarak kabul edildiğine. tıbbın elindeki cephane birçok silahtan oluşuyor. Bu silahların en konforlusu ise somnoplasti. Ağrısız, sızısız ve en önemlisi kansız ve yan etkisi olmayan bu tedavi yöntemi, hastanın iki saat sonra günlük hayata dönmesine olanak tanıyor. Dr. Powell'ın son yayınladığı istatitiklerde, birinci seansta % 65-70 olan başarı oranı, ikinci seans sonunda %80-85'lere kadar çıkıyor. Somnıplasti, lokal anestezi altında, poliklinik şartlarda, 15-20 dakikada gerçekleştiriliyor. Sonuçta diğer yöntemlerle aynı başarı oranlarına ulaşan bu yöntem, yan etkilerin olmaması nedeniyle horlama tedavisinde yeni bir dönem başlatıyor.

GÜN İÇİNDEKİ BELİRTİLERİ GÖZ ARDI ETMEYİN
Sıkıntı ile gelen sık gece uyanmaları ve boğulma hissine yol açan tıkayıcı türde horlama, gün içinde, gece boyunca yeteri kadar oksijen alamamaya bağlı olarak ortaya çıkan bir dizi belirti veriyor:
* Sık uyku bölünmeleri olan ve derin uyku fazına geçemeyenler sabahları yorgun, bitkin, dinlenmemiş kalkıyorlar ve uykularını alamıyorlar. Dolayısıyla sabahları baş ağrısı ile uyanıyorlar.
* Yemeklerden sonra, televizyon seyrederken, kitap okurken,hatta konuşurken bastıran gündüz uykuları dkkat çekiyor.
* Araba kulanırken dalma, uyuklama gibi sorunlar, ufak da olsa bazı trafik kazalarına yol açabiliyor.
* Cinsel aktivitede azalma görülüyor
* Bu kişilerde sıklıkla unutkanlık şikayeti bulunuyor.


OP.DR. YUSUF ŞENER'İN 1999 YILINDA ESRA TÜZÜN İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ DEĞİŞİK BİR SÖYLEŞİ

TÜRKİYE HORLUYOR!
10 SORU 10 CEVAP





www.doktoryusufsener.com