> Araç tutulmasından basit
  önlemlerle kurtulabilirsiniz...
  Haber ve bilgiler:
>HASTALIKLAR
> Sinüzit
> Burun kanaması
> Horlama ve Sleep Apne
> Boğaz ağrısı ve bademcik
> Akut Orta Kulak İltihabı
> Kronik Orta Kulak İltihabı
> Yüz Felci
> Baş dönmesi
> İşitme kayıpları
  Daha fazlası:
 
 
 
 
   
   
   
 
   
 
SORULAR

ARAÇ TUTULMASI NASIL ÖNLENİR
ÖPÜCÜK HASTALIĞI NEDİR
SİNÜZİTİN TAŞIDIĞI RİSKLER NELERDİR
ÇOCUKLARDA KONUŞMA BOZUKLUĞUNUN NEDENLERİ NELERDİR
HORLAMANIN NEDENLERİ NELERDİR


ARAÇ TUTULMASI NASIL ÖNLENİR.
Oldukça Yaygın olan Araç tutması, ülkemizde yaklaşık 3 milyon kişiyi ilgilendirir. Her üç kişiden biri hayatında en az bir kez hareket hastalığına yakalanmıştır. Bu patoloji daha çok kadınları ve çocukları ilgilendirir. Motorlu taşıtlarda yüzde 3-5 erişkin problem yaşarken, çocuklarda bu oran yüzde 10` u bulmaktadır. Teknenin ebadı, seyahat süresi ve hava şartları ile doğru orantılı olarak bu oran deniz yolculuklarında yüzde 25-30`ları bulmaktadır.
Beyin şaşırıyor
Hareket hastalığı da denen araç tutmasına iç kulak, gözler, kas ve eklem reseptörlerinden beyine ulaşan çelişkili informasyonlar neden olur. Yolculuk esnasında denge sisteminin 4 elemanından beyine farklı ve zıt iletiler ulaşırsa araç tutması yada tıp dilindeki adıyla hareket hastalığı ortaya çıkar. Örnek olarak; arabanın arka koltuğunda kitap okursak gözlerimiz hareketi algılamaz ancak iç kulağımız merkezi sinir sistemine hareket ettiğimiz uyarısını verir. İşte bu çelişkili uyarılar hareket hastalığına neden olur. Organizmanın uzayda nerede olduğunu bilemediği durumlarda ortaya çıkan bu hastalığın oluşumunu sıcak, kötü kokular (sigara, mazot, yağlı yemekler), aşırı gürültü ve stres kolaylaştırır.
Ciddi bir sorun değil
Ciddi sonuçlara yol açmayan araç tutması geçici bir hastalıktır ve tıbbi bir bozukluğun ifadesi değildir. Yüzde solukluk, esneme ve uyuklama ilk belirtilerdir. Daha sonra baş dönmesi, bulantı, kusma, vücut ısısında düşme, taşikardi, solunumun hızlanması ve göz bebeklerinde büyüme görülür. Günlerce süren konsantrasyon bozukluğu, başta boşluk hissi, sürekli uyuklama arzusu ve migren türü ağrılar hastanın tatilini zehir etmeye yetecektir.
Araç tutmasına karşı bunları yapın
Araç tutması sorununu için yolculuk öncesi ve sırasında bazı önlemler çocuklarda sık görüldüğü ve genellikle önceden bilindiği için seyahat sırasında bir dizi önlemler almak uygundur.
Bu önlemler şunlardır
.: Seyahat öncesinde bulantıyı artıracak sindirimi güç yağlı ve baharatlı yiyeceklerden kaçınmalıdır. Mide bulantısını artıracağı için
tok karnına seyahat etmemelidir.
.: Seyahat esnasında kötü kokulardan uzak durmak gerekir. Sigara, ağır yemek ve mazot kokusu mide bulantısını artırır.
.: Nikotin, kafein ve tuz gibi dolaşımı bozan ürünlerden de uzak durmak gerekir.
.: Ani baş hareketlerinden kaçının.
.: Taşıt sizi tutuyorsa kitap okumayın, araç tutması olan kişilerle konuşmayın ve onu izlemeyin. Vücudumuzun her zaman aracın hareketini iç kulağımız ve gözlerimiz tarafından aynı şekilde algılanabileceğiniz yerde oturun. Kesinlikle gidiş yönüne ters yöndeki koltuklara oturmayın.
.: Seyahat boyunca araç tutmasını aklınıza getirmeyin. Zira, stres damarlarda spazm yaratacak şikayetlerin oluşumunu kolaylaştırır.
.: Bilinen bir rahatsızlık varsa bir KBB doktoruna başvurup ilaç tedavisi almak şarttır.
Hangi ilaçlar iyi geliyor
Önemli nokta bu tür tedavilere yolculuğa çıkmadan başlanmasıdır. En sık kullanılan ilaçlar antihistanimikler ve mide bulantısını önleyici ilaçlardır. Daha ciddi vakalarda sinir sistemini sakinleştirici ilaçlar verilir. Kulak arkasına yapıştırılan bantlar (scopolamine) yolculuğa çıkmadan alındığı takdirde oldukça faydalı olacaktır."

________________________________SAYFA BAŞI

ÖPÜCÜK HASTALIĞI NEDİR
Son günlerin en güncel hastalıklarından biri olan öpücük hastalığı insandan insana, ağız-boğaz salgıları ile damlacık enfeksiyonu şeklinde bulaşır. Öpüşme en sık bulaşma yoludur. Cinsel yolla bulaşma söz konusu değildir. Kan ve organ nakli ile bulaşma mümkündür. Her iki cinsde yılın her mevsiminde eşit sıklıkta görülür çok ciddi salgınlar meydana getirmez. Öpücük hastalığı tip literatünde infeksiyöz -mononükleoz adıyla tanınır. Etken % 80 – 90 vakada Epstein-Bar virüsüdür
Klinik Belirtiler
Hastalığın kuluçka süresi erişkinlerde 30-50 gün, çocuklarda 10-14 gündür. Mononükleoz- enfeksiyöz genellikle genç-erişkin çağ hastalığıdır. EBV infeksiyonları çocukluk çağından itibaren çok yaygın olarak görülür ama genellikle bu yaşlarda belirti vermeden geçer. Genç erişkinde yüksek ateş boğaz ağrısı lenf bezlerinde şişme halsizlik iştahsızlık bulantı kusma karın bölgesinde şişlik ve kas ağrıları ilk belirtilerdir.3-5 gün süren bu dönem sonrası özellikle öğleden sonra yükselen ve 40 C varan ateş yutkunma zorluğuna neden olacak şiddette boğaz ağrısı ve lenf bezlerinde şişme ortaya çıkar. Bademciklerin aşırı şişmesi nadirde olsa nefes alıp verme zorluğu meydana getirir. Vakaların yarısında dalak % 15 'inde karaciğerde büyüme görülür. Bu belirtiler bazen 2-3 hafta devam eder. Beslenme bozukluğuna bağlı aşırı kilo görülebilir.
Tanı
Klasik olarak öpücük hastalığının tanısı kolaydır. Şüpheli vakalarda kan testleri tanı koymamıza yardımcı olur. Lökosit sayısı 2. hafta sonunda 12-18.000'i bulur. Bu artış genellikle lenfosit ve monositleri ilgilendirir. Kesin tanı Epstein-Barr virüsüne karşı oluşan antikorların ölçülmesiyle olur. Karaciğerinde büyüme olan hastaların karaciğer fonksiyon testleri 2-3 kat artabilir
Prognoz Tedavi..
Öpücük hastalığı viral bir enfeksiyon olduğu için spesifik tedavisi yoktur. 2-3 haftada kendiliğinden iyileşir. En son halsizlik kaybolur. 2-3 hafta yatak istirahati boğaz ağrısı ve ateş için salisilat (aspirin) ve ılık suyla gargara önerebileceğimiz destekleyici tedavidir. Nadir vakalarda kortizon tedavisi uygulanır. Kalıcı komplikasyon son derece azdır.Bu hastalığı geçirenlerde ömür boyu süren bağışıklık oluşur.

__________________________________SAYFA BAŞI

SİNÜZİTİN TAŞIDIĞI RİSKLER NELERDİR.
Tedavi edilmeyen sinüzit hastalığı, ağrıya, görme bozukluklarına ve beyin iltihaplanmasına neden olabiliyor. Nezle ya da gribin yol açtığı bir hastalık olan sinüzitte, sinüs çıkış kanallarını çevreleyen mukoza şişerek, çıkış kanalları tıkanır. Sinüslerin içine hava giremediği için sinüs içindeki dışarıya atılamayan sıvılar bakteriyel bir enfeksiyon meydana getirirler.
Sinüziti akut ve kronik olmak üzere ikiye ayrılır. Özellikle kronik sinüzitin mutlaka tedavi edilmesi gerekir.
Akut sinüzit, kış aylarında mevsim değişikliği, alerjik reaksiyonlar, vücut direncinin düşmesi, banyo yapıp hemen sokağa çıkılması gibi durumlarda ilk olarak ortaya çıkıyor ancak, tekrarlanmıyor.Göz çevresindeki ödem ve yanak hizasında basmakla artan ağrı akut sinüzitin en tipik bulgudur. Alın hizasında, göz çevresinde ve burnun iki yanında baş öne eğildiğinde şiddetlenen ağrı sık görülür. Akut sinüzitte, burun tıkanıklığı, iltihaplı burun akıntısı ve koku almada azalma ise diğer bulgular arasında yer alıyor.
Kronik sinüzite dikkat!
Kronik sinüzit sinüslerin normal çalışmasını sağlayan sinüs çıkış kanallarının ve hücrelerin tıkanıklığı nedeniyle meydana gelir. Bu tür durumlarda sinüslerin içinde uzun süreli, sık tekrarlayan bir havalanma ve boşalma sorunu olur. Hastalarda rastlanan en önemli bulgu geceleri şiddeti artan burun tıkanıklığıdır ve tedavi edilmeyen vakalar göz çevresi komplikasyonlar denilen bir risk taşır. Bu risk gözlerin şişmesine, tamamen kapanmasına ve görme bozukluklarına yol açabilir. Sinüslerin beyne yakın organlar olması nedeniyle beyin iltihaplarına kadar gidebilecek riskleri vardır. Her iki tür sinüzitte de ilaç tedavisi öncelikli tutulması gerekir, Kronik sinüzitte sinüs kanallarındaki ve burun boşluklarındaki daralma ve tıkanıklıklar endoskopik yollarla ortadan kaldırılabilir.

__________________________________SAYFA BAŞI

ÇOCUKLARDA KONUŞMA BOZUKLUĞUNUN NEDENLERİ NELERDİR
Konuşma Bozukluğu, çocukların çevreleriyle ilişkilerini bozduğu gibi, psikolojik sorunlara da neden olabilir. İnsanlar arasındaki iletişimin en etkili yolu konuşmadır. Duyma, konuşma ve lisan sözel iletişimin temel elemanlarıdır.
Bu üç elemandan herhangi birindeki aksama konuşma bozukluğuna yol açabilir.
Çocuklarda konuşmanın aşamaları nelerdir?
Konuşmanın ilk alıştırmaları doğduğumuz gün ağlama ve sızlanmalarla başlar. Ağlarken konuşma, dil ve çene hareketlerini öğrenmiş oluruz. Üçüncü ayla birlikte kumru gibi ses çıkarma anlamına gelen cıvıldama dönemine gireriz. Bu dönemde ilk çıkan sesler genellikle anlamsızdır, ancak geleceğin anlamlı sözcüklerinin temelidir. Altıncı ayda hecelemeye, 9 ayda ritmik sesler çıkarmaya (ma-ma ve iki heceyi bir arada kullanmaya başlarlar(ma-ma, da-da gibi). 40. haftayla birlikte heceler birleşir ve anlam kazanmaya baslar(baba, dede gibi). Normal gelişim gösteren çocuklar iki yasında konuşmaya başlarlar.
Konuşma bozukluğu ne zaman fark edilebilir?
Çocuk 18-24 aylar arasında arka arkaya 2-3 anlamlı kelime söylemeye başlar. Normal gelişim evrelerine göre 2 yaş çocuğunun konuşmaya başlamış olması beklenir. 2 yaşındaki çocuk, cümleler kuramayabilir ancak, arka arkaya 2-3 anlamlı kelime söyleyemiyorsa,işte o zaman endişelenip, bir uzmana başvurulmalıdır. Çocuğa 0-6 yaş döneminden itibaren gelişim kontrollerinin yapılması çok önemlidir. Ağır işitme kaybı olan çocuklarda konuşma kusuru oluşmaması için teşhis erken konmalı ve çocuk 6 aylık olmadan işitme cihazı kullanmaya başlamalıdır. 1998'den bu yana her yeni doğana 'İşitme Tarama Testi' yapılması bilimsel kurullar tarafından önerilmektedir.
Psikolojik ve nörolojik nedenlerin etkisi var mıdır?
Konuşma bozukluğu olan çocuklarda psikolojik faktörleri düşünürken çocuk psikiyatrisinde 'İletişim bozuklukları' başlığı altında yer alan tanıları da dikkate almak gerekir. Konuşma bozukluğu travmaya ya da nörolojik bozukluğa takiben ya da gelişimsel olabilir. Diğer bir tanı 'Karışık Dili Algılama-Sözel Anlatım Bozukluğu'dur. Hem dili anlamada, hem de sözel anlatımda bozukluk bulunmaktadır. Bu iki bozuklukta da kesin nedenler bilinmemektedir.
Doğumsal işitme kayıplarını arttıran risk faktörleri nelerdir?
.: Çocuğun prematüre doğması (< 34 hafta dan önce ve < 2000 kg) düşük
.: Hamilelikte geçirilen viral enfeksiyonlar
.: Doğum sonrasında uzun süreli solunum sıkıntısı
.: Doğum sırasında 4-5 dakika beyine kan gitmeme durumu
.: Ototoksik (iç kulağa zararlı) ilaç kullanımı
Konuşan çocuk suskunlaşmışsa ne düşünülmeli?
Bir çocuk konuşmaya başladıktan sonra suskunlaşır ve konuşamaz hale gelirse iki temel nedeni düşünmek gerekir. Bu iki temel nedenden biri organik, diğeri ise psikolojiktir. Merkezi sinir sistemini ilgilendiren tüm hastalıklara ve organik-nörolojik (mental gelişim bozukluğu) bir hastalığa ikincil olarak konuşma bozukluğu ortaya çıkabilir. Bir diğer önemli neden ise psikojenik olduğunu dile getirdiğimiz ruhsal travmalardır. Şiddete maruz kalma, şiddete tanık olma, fiziksel kötüye kullanıma takiben bir suskunluk ortaya çıkabilir.
Anne babalara düşen görevler nelerdir?
Konuşma becerisini desteklemenin en iyi yolu, anne ve babaların bebekleri ile sürekli konuşması ve bir şeyler anlatan kişi durumunda olmalarıdır. Anne ve babalar çocukları ile doğduğu günden başlayarak sürekli ve anlaşılabilir bir dil ile konuşmalıdır. Bebeğin ilk hecelediği, algılama yeteneğinin geliştiği dönemlerde bu desteğin çok dikkatli verilmesi gerekir. Doğru konuşma için ısrarcı olmamak, çatışmayı önlemek ve yanıt alınmadığı zaman yorumsuz kalmayı tercih etmek önemlidir. Anne ve baba paniklemeden çocuğa uyarıcı bir çevre oluşturup, onu desteklediği takdirde bu gecikme kısa sürede aşılabilir. Sabır ve ilgi doğru desteğin en önemli unsurlarıdır.
Hangi durumda hangi uzmana başvurulmalıdır?
Genetik faktörler üzerinde fazla durulmamakla birlikte, konuşma bozukluğunun nedeni psikolojik de olabilir. Ayrıca bazı sesleri çıkarmada zorluk oluşturan 'Fonolojik Bozukluk' ve kekeleme de, üzerinde durulması gereken diğer iletişim bozukluklarındandır.
Çok dikkat edilmesi gereken 'Otistik Bozukluk'tur. bunun için çocuk psikologlarından yardım alınmalıdır. Çocukların beklenen yaş düzeyine uygun konuşma ve iletişim becerilerinin olmadığı durumlarda, anatomik bir kusuru dışlamak için bir kulak burun boğaz uzmanının değerlendirmesi, başka bir organik-nörolojik bozukluğu dışlamak için bir çocuk hastalıkları uzmanı ya da çocuk nöroloğunun değerlendirmesi ve herhangi bir fiziksel ya da organik neden bulunmadığında çocuk psikiyatrisine başvurulması gerekmektedir
.
_____________________________________SAYFA BAŞI

HORLAMA
Burun ve özellikle ağız bölgesindeki darlıkların uykuda getirdikleri sese “horlama” adı verilmektedir. Boğazdaki dokuların
aşırı büyük olmaları (iri bademcikler artmış geniz eti dil kökünde büyüme) yumuşak damağın sarkık ve küçük dilin büyümüş olması ve nefes alıp vermekle bunların titreşmesi erişkinlerde en önemli horlama nedenleri arasında sayılıyor. Kırk yaşını geçen her dört erişkinden biri sürekli olarak horluyor. Bu da çok ciddi tıbbi ve sosyal problemler doğurabiliyor. Sonuçta horlama kurbanlarını oldukça mutsuz ve bir süre sonra da depresif bir yaşam bekliyor.
Evlilikler tehlikede
Uykusuz eşler uykusuz gecelerden sorumlu tuttukları horlayan partnerlerini uyandırmak için büyük mücadele vermekteler.
Bu boğuşmanın fayda etmediğini gören çiftler ise çareyi önce yatakları sonra da odayı ayırmakta buluyor. Son senelerde
horlamanın en önemli boşanma nedenlerinin başında geldiğinin de altını çizmek gerekiyor.
Ciddi problemin habercisi
Horlama uyku esnasında nefes alıp vermenin durması şeklinde ortaya çıkan “Sleep Apne”nin ilk belirtisi olarak sayılıyor. Uyku apnesi yada tıkayıcı türde horlama hastalığında şiddetli horlamalar ancak kişinin nefes alamadığı kısa sürelerde kesiliyor. On saniyenin üzerindeki apne nöbetleri saatte yedi defadan fazla olursa ciddi sağlık problemlerine yol açabiliyor. Solunumun tamamen durduğu bu durumlarda kandaki oksijen oranı düşüyor ve kalp kanı daha çok pompalamak zorunda kalıyor. Bu da yüksek tansiyonun yanı sıra kalpte ritim bozuklukları ve kalp yetmeliğine yol açıyor.
Horlamayı azaltmak için çoğu zaman aşağıdaki gibi bazı kişisel önlemler yeterli olabiliyor:
Kilo horlamayı arttıran faktörlerin başında geliyor. Çünkü kilo artışıyla birlikte yumuşak damak ve küçük dildeki yağ oranı da artıyor. Dolayısıyla kilolardan kurtulmak çoğu zaman horlamayı da azaltabiliyor.:
:..Alkol kas kontrolünün kaybolmasına ve kaslarda gevşemeye yol açıyor. Bu yüzden özellikle akşamları alımından kaçınmak gerekiyor.
:..Gevşeyen kaslar sırtüstü yatınca dilin arkaya kaymasına engel olamadığı için yatağın baş kısmının yukarıda olmasına ve yan yatmaya dikkat edilmesi gerekiyor.
:..Uyku ilacı ve sakinleştirici ilaç kullanımının yanı sıra aşırı yorgunluktan kaçınmak da horlamayı azaltıcı etkenler arasında sayılıyor.
Ne zaman doktora başvurulmalı?
Horlamayı azaltmak için kişisel önlemlerin yeteli olmadığı durumlarda bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurulması gerekiyor. Her pozisyonda ciddi şekilde horlayan kişilerle uykularında en az on saniye süren ve saatte en az yedi defa tekrarlanan apneli hastaların tedavisi zorunlu hale geliyor. Muayene sırasında ağız ve boğaz bölgelerindeki anormallikler saptanıyor ve yapılan burun endoskopisi ile mevcut burun tıkanıklığının sebepleri aranıyor. Burada burun tıkanıklığının da horlamaya neden olabildiğinin altını çizmek gerekiyor. Dolayısıyla burun kemiğindeki eğrilik özellikle alerjik reaksiyonlara bağlı büyümüş burun etleri ve sinüzit öncelikli tedavisi gereken sorunlar arasında bulunuyor. Alerjik rinite bağlı büyümüş burun eti olan hastalara uygulanacak basit bir alerji tedavisi de horlamaya son verebiliyor. Boğaz bölgesindeki anormalliklere bağlı horlama ve uyku apnesi spesifik tedavi gerektiren bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.
Neden Somnoplasti?
Klasik cerrahi yöntemlerin ve lazerin başarı oranının yüzde 70’lerde kalması ve ameliyat sonrası ağrıların bazen 1 aydan fazla sürmesi bilim adamlarını yeni tetkikler aramaya itiyor. Bu çalışmaların sonucunda ulaşılan son nokta olan somnoplasti son derece ağrısız sızısız ve en önemlisi kansız bir şekilde hastayı sorunundan kurtarmakta. Ameliyattan bir saat sonra hasta yemeğini yiyebildiği gibi işinin başına dönebilmekte.
Somnoplasti nedir?
İstenilen bir bölgede doku hacmini azaltmak için radyofrekans dalgalarının ısıtma özelliğinden faydalanarak yapılan somnoplastide
300 ila 1000 Kbz arasındaki radyofrekans dalgaları sinir uçlarına zarar vermeden yumuşak dokuda bir hipertermi (yüksek ısı) meydana getiriyor. Düşük güçte alçak voltajda ve ortalama 75-85 derecede kullanılan somnoplasti yumuşak damak ve küçük dile bağlı horlamalarda kullanılan hızlı basit ve etkili bir cerrahi metot olarak tanımlanıyor. Yumuşak damak mukozası altına uygulanan radyofrekans dalgaları ortalama 85 derecede koagülasyon meydana getiriyor. Daha sonra hücre ölümü yani nekroz oluşuyor. Ardından yumuşak damak hacmi azalıyor. Oluşan bu nekroz alanlar 4-6 hafta içinde yok oluyor ve yerlerini skar dokusuna bırakıyor. Böylece yumuşak damakta bir gerilme ve setleşme meydana geliyor
En konforlu tedavi Somnoplasti
Horlama tedavisinde maalesef mucize tedavi yöntemi bulunmuyor. UPPP ya da lazer yöntemlerinde başarı oranı en iyimser istatistiklerde yüzde 70 ila 75’lerde bulunuyor. Ağrı ve kanama risklerinden dolayı lazerde ikinci seans hastalara oldukça zor öneriliyor. Horlama savaşılan bir düşman olarak kabul edildiğinde tıbbın elindeki cephane bir çok silahtan oluşuyor. Bu silahlardan en konforlusu ise somnoplasti olarak karşımıza çıkıyor. Ağrısız sızısız ve kansız yan etkisi olamayan bu tedavi yöntemi hastanın en fazla iki saat sonra günlük hayatına dönmesini sağlıyor. Somnoplasti lokal anesaaai altında poliklinik şartlarda 15-20 dakikada gerçekleştiriliyor.
________________________________________________
SAYFA BAŞI





www.doktoryusufsener.com